__PANDORA'NIN DÜNYASI__

11/5/2008 - 194-207

Sayfa 194 /207

-Meddah-

1.)metnin olay örgüsü:

-Acem olan Ali Aksar ile Sururi (kahvede ya da lokantada) oturuken bir ses duyarlar

-Bu sesi düğünden gelen ses zannederlerse de garsona sorduklarında pehlivan güreşinden gelen davulun sesi olduğunu öğrenirler.

-Güreşleri izlemek için Pınarbaşı’na giderler.

-Pınarbaşı’nda Ali Aksar ve Sururi kendi memleketlerinin pehlivanları hakkında konuşur.

-Yahudi, Ali Aksar’ın bir Acem güreşcisi hakkında söylediği palavrasıyla alay eder.

2.)Meddah’ın taklit ettiği tipler şunlardır; Acem olan Ali Aksar; Garson (Bursalı göçmen); Yahudi; Sururi.

3.)Konuşturduğu kişilerin ağızlarını ve hayvan, doğa seslerini taklit eden Meddah’ın iki aracı vardır:Bunlardan biri, omzuna attığı ya da boynuna doladığı mendili, öteki de sopasıdır.Meddah’ın sopası, döşemeye vurup oyunun başladığını haber vermek, kapı çalındığını bildirmek vb. gibi çeşitli sesler çıkarmak için kullanılan bir araç olduğu gibi, onun sazı, süpürgesi, tüfeği yerine de geçer.Mendille de çeşitli başörtülerini, başlıkları taklit eder.Bununla ağzını kapayarak çeşitli ses ve söz çeşitlemelerine yönelir.

4.)Meddah “Halk Tiyatrosu Geleneği” ne bağlıdır.

5.)Günümüz Şovmenleri ile meddahların benzer yönleri şunlardır:

*Anlatımlarını yazılı bir metne bağlı kalmadan sözlü olarak, dğaçlama ile gerçekleştirirler.

*Taklit en önemli güldürü unsurudur.

*Sahnede yalnız olarak olayları anlatırlar.

*İkisinde de karşılarında hazır dinleyici kitlesi vardır.

*Toplumun, kişilerin eksik ve yanlış yönlerini komik bir şekilde ortaya koyarlar.

Günümüz Şovmenleri ile meddahların farklı yönleri şunlarıdır:

*Meddah’ın oyun sırasında kullandığı araçlar sandalye, sopa ve mendille sınırlıdır.

*Şovmenlerin böyle bir sınırlaması yoktur.



Orta Oyunu

1.. Orta Oyunu Metnindeki Olaylar şunlardır:

-Pişekar’ın sahneye zurna eşliğinde gelip hangi oyunu temsil edeceklerini söylemesi

-Cüce’nin kapı üzerinde anahtarı bırakması

-Kavuklu’nun Cüce’ye anahtarı bıraktığı için kızması

-Pişekar’ın Kavuklu ile alay etmesi ve Kavuklu’nun altta kalmadan bu alaylara cevap vermesi

-Kavuklu’nun düğün alayını nasıl yönettiğini, başına gelenleri Pişekar’a anlatması

-Kavuklu’nun karısıyla kavga edip evini terk ettiği için yeni bir ev araması ve Pişekar’la birlikte evi bulması

-I.Zenne olan Kavuklu’nun karısının Kavuklu’yu aramak için gelmesi

-Pişekar’ın Kavuklu ile karısını barıştırması

2.. Orta oyununda baskın tip “Pişekarédır.Olaylar Pişekar’ın davranışları ile yön bulur.

3..
Kavuklu = saf, işsiz, zekası ve komik davranışları ile oyuna renk katan bir kişiliktir
Pişekar = akıllı, hali vakti yerinde, bilgili, okumuş bir kişiliktir.

Yukarıdaki özellikleri dikkate alarak hangi tipi kendinize yakın bulduğunuzu ifade edebilirsiniz.

4..

Taklit;

Pişekar - (bir arabacıyı çağırır gibi yaparak) Arabacı! Arabacı! Biz Şehzadebaşı’na kaça götürürsün? (sesini değiştirerek) On beş kuruşa. (Tabii sesiyle) On kuruşa idare etmez mi?


Benzetme;

Pişekar – Ne düşkünü?

Kavuklu – Senin gibi bir tımarhane düşkünü

Kavuklu – “ihtiyar” da söz mü? Bir patlıcana dört değnek sok, işte bizim beygir.

I.Zenne – O kör olası her şeyi yapar eder, sonra da zeytinyağı gibi suyun üstüne çıkar.


Yanlış anlama;

Pişekar – Hayır, efendim;bendeniz bu mahallenin muhtarıyım.Bir müşkülünüz mü var?

Kavuklu – Bizim yok ama burada bir düşkün var.

Pişekar – Ne düşkünü ?

Kavuklu – Senin gibi bir tımarhane düşkünü

Pişekar – Edendim, “Bir müşkülünüz mü var?” dedim, yani bir işiniz mi var?

Kavuklu – Evet, bir dişimiz var, iki babamız.Sen bizi hindi çoban mı zannettin?


Anlamamazlıktan gelme;

Pişekar – Adını öğrenmek istiyorum.Adın ne ?

Kavuklu – Ali.

Pişekar – Nasıl ali ?

Kavuklu – sade ali

Pişekar – Maşallah, Sade Ali Efendi

Kavuklu – Pederi tanır mısın?

Pişekar – hayır

Kavuklu – Peynirli pide.. Ulan, biz börek sülalesinden miyiz? Niçin bana “Sade Ali Efendi” diyorsun?


5.. Orta oyunu “Halk tiyatrosu geleneği” ne bağlıdır.


6..

Pişekar – Karagöz oyunundaki Hacivat’ın karşılığıdır. Pişekar, Orta oyununda “oyun başı” dır.Oyunu o açar, o yürütür, o kapar. Pişekar hem oyuncu hem sahneye koyucu, hem de yazar gibi davranır. Pişekar’ın kılığı şöyledir: “ dört renkli ve dört dilimli bir külah, kenarında dışından kalanmış dört parmak kürklü bir cübbe, altında aynı renkte bir çakşır, bir enterai vaya bir mintan ve çedik papuçtan ibarettir.


Kavuklu – Karagöz oyunundaki “Karagözé ün karşılığıdır. Kavuklu, Orta Oyununun “baş komik” idir, Pişekar’la birlikte asıl oyuncudur. Pişekar’dan bir ev ya da dükkan kiralar ve oyunun sonuna kadar orada kalır. Kimi zaman Pişekar’la, kimi zaman öteki oyun kişileriyle sürekli ilişki halindedir. Oyuna girdiği andan itibaren komedi öğesi bu aktörün üzerinde toplanır.Oyun kişileriyle olan söyleşmelerinde “ters anlama”, “anlamamazlıktan gelme”, “anlamadan anlamış görünme”, benzetme gibi söz oyunları, çedik pabuç üzerine giyilen arkalıksız terliği sektirmek, düşecekken toparlanmak, kavuğu düşürmeden oynatmak ve sonra başı hızla hareket ettirerek eski durumuna getirmek gibi hareket ustalıkları ile bu rol, hem doğaçlama yeteneği, nüktedanlık hem de çeviklik gerektirir.Oyunun diğer kişilerinin güldürme gücü, Kavvuklu’ya çatmakla belirir.
Kavuklu’nun kılığı şöyle anlatılır:”Başına abani sarıklı, dilimli kavuk, sırtına kırmızı çuhadan cübbe, bunun altına uzun boy entarisi giyer ; cübbenin altına, entarisinin üstüne beline şaldan kuşak bağlar, entarinin iki ucunu kaldırıp, beline sokar.Yarı belden aşağıya çakşır giymiş olduğu görülür.Ayağında çedik pabuçlar vardır.


Çelebi – çelebi tipi, “kendisine hizmet edilen adam” tpidir.Her zaman zengin bir mirasyedi, tanınmış bir ailenin tek varisi durumunda bulunur.Terbiyeli, nazik, ince zevk sahibi, ve şık olmasının yanında züppe ve zampara olarak gösterilir. Çlebinin kıyafeti dönemin modası ile yakından ilglidir.


Zenne – Orta oyununda her yaşta, her mizaçta, her sosyal konumda zenne(kadın) tipi, bazen kalabalık gruplarla, bazen bir-iki kişi olarak temsil olunur.


Sarhoş – Matiz, sarhoş tipidir. (Çingenece matto =sarhoş) Matizler kimi oyunlarda Zeybeklerden ya da Efelerden baskın çıkarlar.Görünüşü korku, yılgı verici olmakla birlikte kendisini pek önemsemeyen olmaz.En büyük özelliği gözdağı vermek, sindirmek, kaba kuvvettir.Daha çok İstanbul ağzı kullanır, cıvık, peltek bir konuşması vardır.Kıyafeti: Dizden itibaren ayak bileklerine doğru darlaşan, üst tarafı bol, yan dikilerinin üzeri, dize kadar işlenmiş bir pantolon giyer.Üzerinde yakasız bir mintan, belinde kuşak ve kısa cepken bulunur.Cepkenin göğsü, yakası ve kol ağızları işlenmişrütir.Başında etrafına sarılmış, keçeden bir külah bulunur.Belinde, kuşağına sokulu büyük bir kama vardır.


Tuzsuz – Öldürdüğü kişilerle övünür.Her zaman ve herkesle dövüşmeye hazırdır.


Külhanbeyi – Çoğu kez tulumbacıdır.Yere tükürür, bıyık burar, fesini yana eğer. Mani okur ve argo konuşur.Adı “Yanbastı Ali, Gevşek Mehmet ya da Çağanoz Salih”tir.Yan yan, çarpık, yalpa yaparak, nara atarak yürür.Kıyafeti: (Çivi baskını oyununda)Fesinin üzerine yazma yemeni sarılıdır.yarım Fransız pantolan giymiştir.Arkası basık, yumurta ökçeli İskarpinleri vardır.Göğsü açık, kolları sıvalı mintan üzerinde ceketini omzuna atmıştır.


Zeybek Efe – Haybetli görünüşleriyle, haydutluk efsanelerinin temsilcileri olarak görülürler.Kıyafeti:Mintan ve dize kadar bol şalvar üzerine cepken giyer.Belinde kuşak sarılıdır.Başında, etrafına dolanmış, kırmızı külah, ayğında çizme bulunur.Cepkan tamamen, şalvarında diz üzerine gelen bölümü nakışlıdır.Belinde, kuşağın arasına sokulu olarak, kama, piştov gibi silahlar taşır.


Cüce yada Kambur – Bu oyuncu, Kavuklu ile birlikte ve onun arkasından yürüyerek meydana geldiği için kendisine “Kavuklu arkası” denir.Çoklukla Kavuklu gibi fdakat onu gülünçleştirecek biçimde giyinir.Sırtında bir zenbil, elinde bir fener vardır.Çoklukla Kavuklu’nun oğlu, “emeksiz” denilen evlatlığı ya da komşusunun çocuğudur.


Denyo – Denyo (çingenece Denilo ya da Denyo), ruhsal hastalığı olan, aptal bir tiptir.Bir İstanbul mahallesinde halkın merhametine sığınmış, mahallenin acıma duygusu ve hoşgörürlüğü karşısında bu duyguları istimrar edecek kadar şımarmış ve yüzsüzleşmiş, küfübaz, küstah bir mahalle çocuğudur.Çogu kez başında önü yırtık, kulaklarına kadar geçmiş bir fes vardır.On-on beş parçadan oluşan donunun uçkurları ensesinden bağlanmıştır, ayağının birinde tarkunya, ötekinde eski bir terlik bulunur.Ucuna ip bağlı bir araba sürükler, kimi bir elinde bir Karagöz, öteki elinde bir Hacivat taşır.


Anadolulu – Rumelili kişiler – Türk ya da hırbo adıyla anılan Kastamonulu, Bolulu ile Kayserili, Eğinli, Rumelili (muhacir), laz, kürt bu guruba giren kişilerdir.Bunlar kendi yöresel özelliklerini, kıyafetleri, konuşmaları ile ön plana çıkarlar.


Müslüman azınlıklar – Arnavut, acem, arap bu guruba girer.Milletlerine ait özelliklerle ön plana çıkarlar.


Yahudi – Korkaktır, Kavuklu uzaktan dayak atar gibi yaptığında Yahudi gerçekten dayak yemiş gibi bağırır.Yaygaracıdır.Çoğu kez meydana elinde Tevrat okuyarak gelir, sağa sola okuyarak üfler.Kıyafeti:Başı hafif bir sarık ile örtülüdür, şalvar üzerine entari, belinde kuşak, gözünde gözlük, ayaklarında çedik pabuç vardır.


Ermeni – Çoğu kez udla gelir.Müzik, şiir gibi güzel sanatlardan hoşlanır, soylu, güngörmüş, başkalarını küçümsemeyen tavırlıdır.Kıyafeti:Ceketi, pantolonu ve yeleği siyah kumaştan yapılmış, ceketinin etekleri dizlerine kadar uzun bir giysi giyer.Beyaz gömleğinin yakasına, küçük, siyah bir papyon bağlamıştır.Başında fes, elinde ince bir baston ve ayaklarında parlak iskarpinler vardır.


Yahudi Rum – Frenk’e Orta oyunu argosunda Balama denir.Balama, polka oynayarak oyuna girer.Doktorluk ve eczacılık yapar.Adı çoğu kez Nikolaki, Apostol, Gerkidis, Hıristaki Efendi, Niko, Kiryako olur.Kıyafeti: (çivi baskısı oyununda) Beyaz kolalı gömlek, yakası çok büyük ve uzun, kırmızı bir gravat ile süslenmi. Uzun bir silindir şapka, ayağında uzun burunlu iskarpin, üzerinde beyaz getr.Elinde ince, uzun baston vardır.



ANLAMA YORUMLAMA

1.
SAHNE:
Modern tiyatro: Her oyuna göre değişen, zengin dekor kullanılan bir sahne vardır.

Karagöz: Deriden kesilmiş insan, hayvan, bitki, eşya vb. birtakım şekillerin arkasından ışık verilecek beyaz bir perde üzerine yansıtılması ile sahne ortaya çıkar.

Meddah: Her hangi bir sahne olmadan seyirci karşısında oynanır.

Orta oyunu: Etrafı seyircilerler çevrilmiş, üstü açık bir alanda oynanır.Standart özellikleri sahip sahne unsurları vardır.


MÜZİK:

Modern tiyatro: Her zaman ve her çeşit müzik kullanılabilir.

Karagöz: Tef ve nareke kullanılır.Ahenkli bir şekilde semaiş okunur.

Meddah: Müziksiz gerçekleştirilir.Taklit yaparken herhangi bir müzik aletinin sesi taklit edilebilir.

Orta oyunu: Müzik vardır.Daha çok Zurna, Pişekar’ın elinde tuttuğu iki dimili, birbirine çarpıp ses çıkaran şakşka kullanılır.


TİPLER:

Modern tiyatro: Oynanan esere göre değişir.

Karagöz: Hiç değişmeyen belli özellikleri olan tipler vardır.

Meddah: Meddah genellikle aynı özellikleri taşıyan tipleri canlandırır.

Orta oyunu: hiç değişmeyan belli özellikleri olan tipler vardır.


DEKOR:

Modern tiyatro: her oyuna ve oyunun her sahnesine göre değişen dekor kullanılır.Kullanılan dekor profesyonelce hazırlanmıştır.

Karagöz: oyun başlamadan önce perdeye çiçek dolu saksı, ağaç, fıskıyeli havuz, kalyon, Zümrüdüanka, gemi, denizkızı, çalgıcılar vb. den oluşan bir göstermelik (yada gösterme) yerleştirilir.

Meddah: Dekor yoktur.

Orta oyunu: Belirli dekorlar kullanır.
Kapı: oyuncuların meydana girip çıktıkları bölümdür.
Dükkan:Kavuklu’nun iş yeridir.
Yeni dünya:Çoğu zaman ev bazen de hamam ve vb. olarak kullanılır.
İçine giren oyuncuların her yandan görülebilmesi için, yenidünyanın her tarafı açıktır.Önceleri oyun gece oynandığı taktirde, palanga sırıklar üzerine konulan meşaleler, daha sonraları cam fenerler ve lüks lambaları ile aydınlatılırdı.


2..

TÜRK TİYATROSU
1=Geleneksel Türk tiyatrosu- Karagöz
- Orta oyunu
- Meddah
- Köy seyirlik oyunu

2=Modern Türk Tiyatrosu- Komedi- Trajedi
- Dram



ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
1.. E
2.. A
3.. B
4.. E
5.. C
6.. B
7.. E
8.. C
9.. C
9..
Yanlış
Doğru
Doğru
Doğru
Doğru
Yanlış

10.. Şeyh Muhammet Küşteri
Hacivat / semai
Fasıl
Şaman

11..
Doğru
Yanlış
Doğru
Yanlış
Doğru

12.. Hacivat ve Pişekar benzer kişilik özellikleri gösterir.İkisi de medrese eğitimi görmüş, kurnaz, çıkarlarını düşünen, nezaket düşkünü gibi özelliklere sahiptir.

Karagöz ve kavuklu da benzer kişilik özellikleri gösterir.İkisi de rahat, kalbinden geçeni söyleyen, parasız, gözü pek, umursamaz, gibi özelliklere sahiptir.


- Öğretici Metinler –

LATİFİ TEZKİRESİ

1.)Latifi, Tezkeresini oluştururken şunları yapmıştır:

-Osmanlı ülkesinde yetişen bilgili, güzel söz söyleyen veya başka bir ülkede doğup Türk şairleri yoluna giden şairleri tespit etmiştir.

-Osmanlı ülkesi şairlerin eşsiz şiirleriyle tanınan, halkın dilinde şiirleri ve adları dolaşanlarla, defter ve divanıyla tanınıp şöhret olmamış fazileti şairleri tespit etmiştir.

-Şairlerin değerini, liyakat, kudret ve yeterliliklerini belirlerken sanattan anlayan dostlarının düşüncelerini ve bilgili kişilerin ortak kanaatlerini dikkate almıştır.

-Şairlerin birbirlerinden meziyet ve üstün tutulma sebeblerini araştırmıştır.

-Şairlerin edebi sanatların hangisi üzerinde başarılı olduklarını ve ustalık alanlarını öğrenmiştir.

-Şairlerin ne zaman doğduğunu, nerede yetiştiğini tespit etmiştir.

-Şairlerin şiir ve inşa alanında divan, risale, mesnevi ve makale olarak neleri yazdıklarını tespit etmiştir.

-Şairlerin yazdım diye bildirdiği eserlerin, kendi telefi, kendi buluşu veya başka bir dilde yazılmış eski şairlerin eserlerinden, tercüme, çalıntı yahut iktibas olup olmadığını tespit etmiştir.

-Her bir sanatçının meydana getirdiği eserleri ve yazdığı şiir ve beyitleri çalışıp çabalayarak bir bir bulmuştur.

-Türkçede şiir ve nesir olarak yazılmış ne kadar divan, risale, mesnevi ve makale varsa hepsini inceden inceye gözden geçirmiştir.

-Uzun bir sürede yaşlı, bilge kişilerden ve edebiyatla ilişkisi olanlardan sorup bazı bilgiler öğrenmiştir.

-Bilgin sohbetlerinde, beliğ kişilerin toplantılarında mahal ve münasebetle okunan renkli gazelleri, dostların gönül sayfalarında ve kültürlü kişilerin içlerindeki defterlerde yer alan seçkin şiirleri, Osmanlı ülkesi şairlerinin eserleriyle bir araya getirip her birinin güzel matlalarını, beğenilen matlalarını, renkli ve makbul mesnevilerini, zevkle dinlenen manevi beyitlerini, yararlı müfredlerini ve rubailerini, nazik latifelerini, şairlerin birbirleriyle yapılmış olan güzel şakalaşmalarını bu tespit etmiştir.


2.) Latifi’ye göre şiir: edebi zevk verebilen, içinde güzel söz kalıplarını ve anlatımları barındıran, özgün nitelikler taşıyan özelliklere sahip olup, farklı türlerde yazılmış olmalıdır.

Latifi’ye göre şair bilgili olmalı ve güzel söz söyleme yeteneğine sahip olmalıdır.Ayrıca şairlerin eşsiz şiir yazma yeteneği, şiir yazmada belli bir üstün yönü olmalı, başkasını taklit etmemelidir.

Latifi’nin şiir hakkındaki düşünceleri isabettir, bu düşüncelere katılmamak mümkün değildir.

3.)
Yardımcı düşünceler

-Mir Süleyman Şah’ın maiyetindeki şairlerden ve o dönemin bilgili kişilerden olduğu

-“İskendername” adlı eserinde, Batıni ilimlerden, afaki ve enfüsi teşbih ve temsil ile geometri, astronomi, yıldızlar ilmi ve hikmetten çok mana ve marifeti bir araya getirip kullandığı

-Yazdığı eserin çağının ileri gelenlerine sunulduğu ve hiç kabul görmediği

-Şeyhi’nin adına bir kaside yazdığı

-Şiirinden anlayan nüktedan kişiler tarafından itibar görmediği

-Mir Süleyman adına mürettep divanı, çok sayıda kaside, terci, gazel ve Farsça tercümesi bulunduğu


En Kapsamlı Yargı

Şiir ehliyetine, gazelleri marifetine göre değildir.


4.) Latifi Ahmedi’yi edebi bakımdan değerlendirmeye çalışmıştır.Ahmedi ile ilgili yargılara varırken deliller göstermiştir.Bütün bunlar dikkate alındığında Latifi’nin eserini, Ahmedi’yi yermek ya da övmek amacıyla değil de onun hakkında tarafsız bir gözle bilgi vermek amacıyla yazdığını söyleyebiliriz.

5.)

AHMEDİ

Memleketi=>Sivas
Yaşadığı Dönem=>Murat Han Gazi Devri
İlmi Yönü=>Geometri,Astronomi,Yıldızlar İlmi ve Hikmetten anlıyor
Şairlik Yönü=>Edebi yönü zayıftır, şiirleri zayıftır
Şairin Hayatından Bir Kesit=>Şiirlerinin beğenilmemesi ve Şeyhi’nin onun adına bir Kaside yazması
Devrin Sanat Bilinci=>Şair edebi açıdan özgün, üstün, nitelikli ve estetik olmalıdır.
Eserleri ve Eserlerinden Örnekler=>Divan’ından ve İskendernamesinden örnekler verilmiştir.
Sonuç=>Şiiri ehliyetine, gazelleri marifetine göre değildir.

6.a)

Tezkirelerin Kapsamı

-Şairlerin Edebi yönü

-Şairlerin hayatından önemli kesitler

-Şairlerin hayatı

-Şairlerin ilmi yönü

--Dönemin sanat anlayışı

-Eserlerden örnekler


b.)Tezkireler aslında bir yönüyle anlattıkları dönemin Edebiyat tarihini ifade eder.Çünkü her ne kadar edebiyat tarihi Tezkirelere göre olaylar ve durumlara daha geniş pencereden baksa da tezkirelerle kapsam bakımından benzerlik göstermektedir.Edebiyat tarihi de tezkireler gibi dönemin sanat anlayışını, sosyal ve siyasi yönlerini, edebi türlerin gelişimi, sanatçıların hayatı ve edebi yönünü ele alır.

7.a) Bu paragraf, metinde Ahmedi’nin anlatıldığı bölümün ilk paragrafının ilk yedi satırıdır.

b.) 16. yyda bu metin okunduğunda anlamını bilmediğimiz kelimelerin çoğunlukla olduğu ortaya çıkar.Bunun nedeni metinde Arapça ve Farsça kelimelerin oldukça fazla kullanılmasıdır.Ayrıca metine bulunan ve bugünkü Türkiye Türkçesinde kullanılan kelimelerde ses değişikleri de meydana gelmiştir.Ünlülerdeki yuvarlaklaşma temayülü de yine önemli bir özelliğidir.


8.)Tezkire Latifi’nin, araştırmaya meraklı, bilgili, kültürlü, edebi zevki ve kültürü olan, ön yargılı hareket etmeyen, ilim yolunda sabır gösterebilen bir kişi olduğunu göstermektedir.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/5/2008 - edebiyat çalışma kağıdı

EDEBİYAT ÇALIŞMA KAĞIDI

1- 1. siham-ı kaza
2. hüsn ü aşk
3. hayrabad
4. risaletü’n-nushiyye
5. hayriyye
Yukarıdaki eselerin kime ait olduklarını yaznlarına yazınız.
Cevap: 1. siham-ı kaza: nefi
2. hüsn ü aşk: şayh galip
3. hayrabad: nabi
4. risaletü’n-nushiyye: yunus emre
5. hayriyye: nabi

2- yunus emre ile fuzulinin ortak özelliklerinden 4 tanesini yazınız.
Cevap: ilahi aşkı konu edinmişlerdir. Lirik bir söyleyişe sahiptirler. Mesnevi türünde eserleri vardır. Kendinden sonraki şairler üzerinde etkili olmuşlardır.

3- nedimle ilgili 4 maddelik bilgi veriniz.
Cevap: 18. yüzyıl şairidir. Şarkı türünün en ünlü şairidir. Aşk, şarap, hayattan zevk alma temalarını işlemiştir. İstanbul Türkçesini divan edebiyatında başarıyla kullanmıştır.

4- divan edebiyatı nesrinin özellikleri hakkında bilgi veriniz.
Cevap: yazı dilinin konuşma dilinden ayrı ve ağır olması. Süslü, sanatlı bir dili
benimsemesi. yabancı sözcüklere yer verilmesi. Cümlelerin genellikle çok uzun olması.

5- ümidimiz bu ölürsek de biz, yaşar mutlak
vatan sizinle şu zindan karanlığından uzak
bu dizelerdeki söz sanatlarını bulunuz.
Cevap: istiare, tezat

6- kimi zaman baş yetmez
ellerden yardım alırız
bu dizelerdeki ‘ellerden’ sözcüğündeki söz sanatını bulunuz.
Cevap: tevriye

7- murabba nazım biçimi hakkında bilgi veriniz.
Cevap: 3-7 dörtlükten oluşur. Uyaklanışı aaaa, bbbb, cccc…. şeklindedir. Konusu felsefi düşünceler ve aşktır. Şarkının bestelenmiş halidir. Ünlenen şairi Namık kemaldir.

8- aşık tarzı halk edebiyatının özelliklerinden 4 tanesini yazınız.
Cevap: 16. yüzyıldan sonra ortaya çıkmaya başlamıştır. Hece ölçüsü kullanılmıştır. 3 veya 5 dörtlükten oluşur. Halk ozanları tarafından söylenen ve saz eşliğinde bestelenen şiirlerdir.

.
9- ekin ektim bitmiyor,
boya vurdum tutmuyor,
aramızda dağlar var,
elim yare yetmiyor

şekerli yemek yaptım,
boğazımdan gitmiyor.
Yukarıdaki maninin çeşidi belirleyerek özelliklerini yazınız.
Cevap: artık manidir. Özellikleri: tam maniye eklenmiş olan biri bağımsız diğeri tam maniye bağımlı olan iki dizeden oluşur. Uyaklanışı aa, ba, ca… şeklindedir.

10- halk edebiyatı şairlerinin şiirlerini topladığı deftere………. (cönk) denir
budalaname………….(kaygusuz abdal) ın eseridir.
Gazelin uyaklanışı…………(aa, ba, ca…) şeklindedir
Baki………………..yüzyıl şairdir.(16. yüzyıl)
Tasavvuf edebiyatının ilk şairi…………..( hoca Ahmet yesevi) dir.
Peygamberleri övmek için yazılan kasidelere……….(naat) denir.
Hüsrev ü şirin mesnevisi…………….eseridir.(şeyhinin)

11- aşık tarzı halk edebiyatı türlerini yazınız.
Cevap: koşma, semai, destan, varsağı

12- tasavvuf edebiyatı nazım biçimleri nelerdir?
Cevap: ilahi, nefes, methiye, deme, devriye, nutuk, şathiye

13- ilahi hakkında bilgi veriniz.
Cevap: 8 li hece ölçüsüyle yazılır. Allah aşkı konu edinir. Nazım birimi dörtlüktür.

14- dinleyin ağalar mehdin eyleyim
elma yanaklımın, kara kaşlımın
o gül yüzlerine kurban olayım
gel gerdanlımın da sırma saçlımın
bu dörtlüğün nazım birimi aşağıdakilerden hangisidir?
A) mani B) semai C) ilahi D) varsağı E) koşma
Cevap: E

15- hem anonim halk edebiyatında hem de aşık edebiyatında görülür. Toplumu etkileyen olaylar abartılı biçimde anlatılır. Genellikle uzun şiirlerdir.
Bu parçada sözü edilen tür, aşağıdakilerden hangisidir?
A) ilahi B) varsağı C) mani D) destan E) semai
Cevap: D

16- aşağıdaki nazım biçimlerinden hangileri yalnızca beyit birimiyle yazılabilir?
A) gazel- kaside- müstezat
B) kıt’a- rubai- şarkı
C) mesnevi- kıt’a- şathiye
D) murabba- rubai- gazel
E) kaside- gazel- murabba
Cevap: A

17- sevgi ve güzellik konulu bir koşma türü olan ………….. en çok Karacaoğlan tarafından kullanılmıştır.
Yiğitlik ve savaş konularını işleyen ………… en çok Köroğlu tarafından kullanılmıştır.
Halk edebiyatında kişilerin ve toplumun aksayan yünlerini işleyen …………… divan edebiyatında hiciv olarak adlandırılır.
Sevilen bir kişinin ölümü üzerine söylenen …………….. divan edebiyatında mersiye olarak adlandırılır. Boşlukları doldurunuz.
Cevap: 1. boşluk: güzelleme, 2. boşluk: koçaklama, 3. boşluk: taşlama, 4.boşluk: ağıt

18- semainin özelliklerini yazınız.
Cevap: 8 li hece ölçüsü kullanılır. Dörtlük sayısı 3-6 arasında değişir. Sevgi, gurbet, doğa gibi konuları ele alır. Özel bir beste ile söylenir

19- boş bir gece, rüya doludur sandığımız
Hala bizi korkutmada yalnızlığımız
Issızlığın ortasında bir çizgi bile
Olmaktan uzak, ıssızlığımız, çığlığımız
Bu dörtlüğün nazım biçimi aşağıdakilerden hangisidir?
A) mesnevi B) gazel C) rubai D) ilahi E) kaside
Cevap: C

20- aşağıdakilerden hangisi hal edebiyatı şairi değildir?
A) Süleyman çelebi B) dertli C) gevheri D) seyrani E) kayıkçı kul Mustafa
Cevap: A

21- I. Anonim halk edebiyatı nazım ürünüdür.
II. Genellikle 7’li hece ölçüsüyle söylenir.
III. İlk iki dize doldurmadır, asıl olan son dizelerdir.
IV. Son dörtlükte şairin mahlası bulunur.
V. Yalnızca aşk üzerine söylenir.
Yukarıda mani için verilen bilgilerden hangisi ya da hangileri yanlıştır?
A) I ve IV B) II ve IV C) I ve II D) I ve III E) IV ve V
Cevap E

22- Çukurova bayramlığın giyerken
Çıplaklığın üzerinden soyarken
Şubat ayı kış yelini koğarken
Cennet demek sana yakışır dağlar
Yukarıdaki dörtlük aşağıdaki nazım türlerinden hangisine örnektir?
A) Koçaklama B) Güzelleme C) Ağıt D) Devriye E) Taşlama
Cevap B

23- Aşağıdakilerden hangisi türküler için söylenemez?
A) Özel bir ezgisi vardır.
B) Hece ve aruz ölçüsü ile yazılabilir.
C) Anonim halk edebiyatı nazım şeklidir.
D) Aşk, kahramanlık, gurbet konularında yazılabilir.
E) Bent sayısı 3 ile 6 arasında değişir.
Cevap B




24- Aşağıdakilerden hangisinde koçaklama şiirleriyle ünlü iki şairimiz bir arada verilmiştir?
A) Karacaoğlan – Yunus Emre
B) Yunus Emre – Mevlana
C) Dadaloğlu – Karacaoğlan
D) Mevlana – Dadaloğlu
E) Hacı Bektaş- ı Veli – Dadaloğlu
Cevap C

25- I. Uyak örgüsü
II. Konuları
III. Hece ölçüsü
IV. Dörtlük sayısı
V. Anonim olması
Yukarıdakilerden hangisi koşma ile türkünün benzer özelliklerinden biri olamaz?
A) V B) IV C) III D) II E) I
Cevap A

26- "....... , şekil olarak koşmaya benzer. Maniye benzeyenler de vardır. Genellikle 11'li hece ölçüsüyle yazılır. Anonimdir. Ezgiyle söylenir. Aşk, savaş, kahramanlık konuları işlenir."
Yukarıdaki parçada bahsedilen nazım şekli aşağıdakilerden hangisidir?

A) Semai B) Türkü C) Ninni D) Tekerleme E) İlahi
Cevap: B

27-
I. Özellikle aşk, güzellik, ve içki konusunda yazılır.
II. Beyit sayısı 5 ile 9 arasında değişir.
III. Uyak düzeni, aa ” bb ” cc ” dd -” şeklindedir.
IV. İlk beyitine matla, son beyitine makta denir.
V. Tasavvuf edebiyatındaki ilahiyle biçim ve içerik bakımından aynıdır.
Yukarıda numaralanmış cümlelerden hangisi gazel için söylenemez?

A) III. ve V
B) III. ve IV
C) III ve V
D) II ve IV
E) II. ve IIII
Cevap: A


28- methiye ve nutuk anonim halk edebiyatı ürünüdür(…)
Koşma 11 li hece ölçüsüyle söylenir(…)
Divan şiirinde dil süslü ve sanatlıdır(…)
Methiyeler lirik bir şekilde söylenri(…)
Cevap: yanlış, doğru, doğru, doğru

29- gevheri, seyrani, sümmani’yi an
Ömer gibi ağla, kerem gibi yan
Bu dizelerde hangi edebi sanat vardır?
Cevap: telmih

30- aşağıdaki eserlerden hangisi fuzuliye ait değildir?
A) Leyla ile macnun B) şikayetname C) hüsn ü aşk D) beng ü bade
E) hadikatü’s Süeda
Cevap: C

31- Dadaloğlu'ndan
"Belimizde kılıcımız kirmanî .
Taşı deler mızrağımın temreni
Hakkımızda devlet etmiş fermanı
Ferman padişahın dağlar bizimdir"
Yukarıdaki dörtlüğün ölçü,uyak şeması,uyakları, nazım şekli ve nazım türünü
belirtiniz.
CEVAP: a -------- kirmanî (-anı) Zengin
a -------- temreni Uyak
b -------- bizimdir
a -------- fermanı
Ölçü: 11'li hece ölçüsü
Nazım şekli: Koşma
Nazım türü: Koçaklama

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/5/2008 - 205-206-210-213-215-216-217

SAYFA 205

1) Latifi, tezkiresini oluştururken Osmanlı ülkesinde yetişen bilgili, güzel söz söyleyen veya başka bir ülkede doğup Türk şairleri yoluna giden şairleri tezkiresine almıştır. Tezkiresine aldığı şairlerin meziyetlerinin ve üstünlük sebeplerinin neler olduğunu, hayat hikayelerini, eserlerini, eserlerinin özgün olup olmadığını araştırmıştır.

2) Latifi’ye göre şiir, edebi açıdan üstün, edebi zevke hitap eden, özgün buluşlarla zenginleştirilmiş, edebi sanatlar bakımından da iyi işlenmiş olmalıdır.
Şair de bilgili, güzeli ve çirkini ayırt edebilen, kültürlü, şiir üzerine bilgisi iyi olan, zarif bir insan olmalıdır.
Latifi’nin bu düşünceleri şiire ve şaire edebi açıdan bir yaklaşım olduğu için bu düşüncelere katılmamak mümkün değildir.

3) Ahmedi hakkındaki en kapsamlı yargı; “Şiiri ehliyetine, gazelleri marifetine göre değildir.” yargısıdır.
Latifi bu yargıyı verirken ilk olarak Ahmedi’nin hangi bilim dallarında bilgili olduğundan, yazdığı eserlerinin şiir meclisinde itibar görmemesi dolayısıyla Şeyhi ile münasebetinden ve eserlerinden verdiği örneklerden sonra sonuca olaşmıştır.

4) Latifi, tezkiresini Ahmedi’yi övmek veya yermek için yazmamıştır. Sadece, Ahmedi’yi edebi bakımdan tarafsız bir değerlendirme yaptığını gösterir.

5) Ahmedi-Sivas-Murat Han Gazi devri-Batınî ilimlerde bilgilidir (Geometri, tıp…)-Şiirlerinde güzellik yoktur. Edebi yönü zayıftır-Şiirlerinin beğenilmesi, Şeyhi’nin onun adına bir kaside yazması-Şiir üstünlük, estetik ve edebi açıdan eşsiz olmalıdır-Divan’ından, İskendername’den örnekler vermiştir-Şiir ehliyetine, gazelleri marifetine göre değildir.

6.a) Şairlerin hayatı – Şairlerin ilmi yönü – Şairlerin edebi yönü – Devrin sanat anlayışı – Eserlerden örnekler

b) Tezkirelerin ve edebiyat tarihinin devrin sanat anlayışını, şairlerin hayatını, ilmi ve edebi yönlerini incelemeleri ve eserlerinden örnek vermeleri bakımından aralarında benzerlik vardır. Tezkireler için, döneminin edebiyat tarihleri olduğu söylenebilir.

SAYFA 206

7.a) Alınan paragraf tezkirede Ahmedi’nin anlatıldığı kısmın ilk paragrafından bir bölümdür.

b) Alınan paragrafta günümüz Türkçesine göre bazı ses değişimlerinin olduğu görülmektedir.
.beg : bey
.di : de-
.it : et-
.ol : o
Bunun dışında Arapça ve Farsça sözcüklerin kullanıldığı, düz yazı dilinin de sade olduğu görülmektedir.

8) Tezkire, Latifi’nin bilgili ve kültürlü, şiir sahasında edebi kültürü ve zevki olan birisi olduğunu göstermektedir.

9) Okuduğumuz ve beğendiğimiz şairlere yer verirdik.

SAYFA 210

1) Evliya Çelebi, rüyasında Hz. Peyagmber’i görmüş, “Şefaat Ya Resulullah” yerine “Seyahat Ya Resulullah” deyince yollara düşmüştür.

2) Evliya Çelebi şöyle bir yöntem izlemiştir:
-Ulaşılmak istenen yere gidiş için yapılanlar
-Ulaşılan yerin dış görünümünün tanıtımı
-Ulaşılan yerin tarihi ile ilgili bilgi verilmesi
-Ulaşılan yerde dikkati çeken mekanların tanıtımı
-Ulaşılan yerdeki insanların tanıtımı
-Dönüş yolculuğunda görülen yerlerin anlatılması
-En sonunda eve ve ev halkına ulaşma

3) (Bu sorunun cevabını metni okuyarak yapabiliriz.)

4.a) Bazı sözcüklerde ses değişimlerinin olduğu görülmektedir. Bunun dışında son derece sade bir dil kullanılmıştır. Ayrıca yerel ağız özellikleri de (Erzurum ağzı) yansıtılmıştır.
.Kandan : nereden
.Anda : onda, orada
yigirmi : yirmi
.tokuz : dokuz

b) şita: kış
kân: maden ocağı; bir şeyin kaynağı
müşebbek: şebeke haline sokulmuş olan, ağ ve kafes gibi örülmüş olan
vefret: çokluk, bolluk
badıncan: patlıcan
vasi’atü’l aktar: tarafları, yanları geniş olan
rahisatü’l es’ar: yiyeceği, içeceği ucuz
efvah-ı nas: halkın ağzı, lisanı
darb-ı mesel: atasözü
berf: kar
zalûm: çok zalim olan
sâkin: oturan, ikamet eden

5) En ünlü gezginimizdir. – Eserinde sade bir dil kullanmıştır. – Anlatımı içten, sıcak, biraz da abartılıdır. – Seyahatname’si türünün en önemli eseridir.

SAYFA 213

1) İnsan: Nakış – Küçük alem – Şehir – Bitki – Melek - Hayvan

2) Şekle göre insan, hayvan ile melek arasında yer almaktadır. Bunlardan herhangi birisine dahil olmak insanın kendi elindedir.

3) Hipokrat “İnsanlık nedir?” sorusuna “Yüksek mevkide iken tevazu göstermek, fakir olduğu halde cömertlik etmek ve başa kakmadan iyilikte bulunmaktır.” diye cevap vermiştir.
Bu tanıma katılmamak mümkün değildir.

4) Katip Çelebi, şekildeki gibi sıralama yapsaydı; önce soyut bir kavram olan “insanlık”tan başlayacak, insanın varlık olarak ne gibi ayrıcalıklarının olduğu belirterek “insanın imtiyaz”ını belirleyecek buradan “insan”ı varlık olarak ele almış olacaktı. En sonunda da “insanın üstünlüğü”nün sebeplerini açıklayacaktı. Bu sıralama soyuttan somuta doğru bir gidişi göstermektedir.

5) Ruh, akıl, öfke, dimağ gibi soyut kavramları vali (ruh), vezir (akıl), münafık vezir (öğüt), hazinedar (dimağ) gibi somut kavramlar kullanarak somutlaştırmıştır. Bunun sebebi anlatılanların zihinde daha iyi canlanmasını sağlamaktır.

6) Yazar, düşüncelerini ispat etmek için pek çok benzetmenin yanı sıra, ayetlerden ve Hipokrat’tan örnekler vermiştir. Bunları kullanmasının nedeni de anlatılanların zihinde daha iyi canlanmasını sağlamaktır.

7) İnsan: İnsan küçük alemdir ve büyük alemde ne varsa onda vardır.
İnsanın Üstünlüğü: İnsan, ruh ve beden bakımından bütün hayvanlardan üstündür.
İnsanın İmtiyazı: İnsan, insan olmakla kainatın en üstün yaratığı olmuşsa da bu şarta bağlıdır, insan bu şarta riayet etmekle insandır, bu da ilim ve sağlam ameldir.
İnsanlık: İnsana mahsus olan zati faziletlerin bütünüdür.

8) İnsanın melek gibi olabileceği gibi, hayvan gibi de olabileceği yönündeki tespitidir.

9) Günümüzde yaşasaydı “insan” kavramıyla ilgili olarak yaptığı tespitlere dünyanın değişen ve gelişen bir o kadar da insan için zararlı hale gelen yapısının etkisini de dahil ederek değerlendirmelerde bulunurdu.

SAYFA 215

Tarih
Sade Nesir: Ziyafet-i Sultan Ahmed Han, Serdari-i Mehmed Paşa, Koçi Bey Risalesi.
Sanatkarane Nesir: Hamse

Seyahat
Sade Nesir: Seyahatname
Sanatkarane Nesir: (Boş bırakılacak)

Tezkire
Sade Nesir: Latifi
Sanatkarane Nesir: (Boş bırakılacak)

İlmi Eser
Sade Nesir: Tuhfetü’l-ahyar
Sanatkarane Nesir: (Boş bırakılacak)

Dini Eser
Sade Nesir: (Boş bırakılacak)
Sanatkarane Nesir: Dürretü’t Tac

Mektup
Sade Nesir: Şikayetname
Sanatkarane Nesir: (Boş bırakılacak)

2) Nergisi’nin Hamse’sinde seci daha yoğundur. Çünkü Nergisi anlatımdan çok sanat göstermeyi amaçlamıştır. Bu nedenle anlam ikinci plana itilmiş, ahenk ön plana çıkmıştır.

3) Örnekleme Amacıyla Yazılanlar: Seyahatname-Latifi Tezkiresi-Serdari-i Mehmed Paşa-Koçi Bey Risalesi-Tuhfetü’l ahyar-Naima Tarihi

Öğretmek ve Sanat Yapmak Amacıyla Yazılanlar: Şikayetname-Durretü’t Tac-Hamse

4) Sade Nesir: Cümleler kısa ve açıktır. Bilgi vermek ve bir düşünceyi ifade etmek amacıyla yazılır. Dini, tasavvufi, tarihi, kültürel, ilmi ve edebi konularda yazılmıştır.

Sanatkarane Nesir: Arapça ve Farsça sözcükler boldur. Seci boldur. Amaç sanat yapmaktır. Bazı tarih, ahlak eserleri bu nesir türüyle kaleme alınmıştır.

SAYFA 216

Ölçme ve Değerlendirme
1-E
2-C
3-B
4-A
5-D
6-D Y Y D Y Y
7-seci – antoloji – gezi yazısı – Evliya Çelebi – mektup

SAYFA 217

3. Ünite Ölçme ve Değerlendirme
1-E
2-C
3-A
4-E
5-D
6-E
7-Okuyana yol göstersin, mutluluk versin diye eserine Kutadgu Bilig (Mutluluk Veren Bilgi) adını vermiştir.

8-sehl-i mümteni – imge (mazmun)

9-Aşk = Şarap
Tekke = Meyhane
Aşık = Sarhoş
Mürid = Saki

10-Evliya Çelebi = Seyahatname
Katip Çelebi = Cihannüma
Seydi Ali Reis = Mirat’ül Memalik
Yunus Emre = Risalet-ün Nushiyye

11-D D D

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

14/4/2008 - sayfa 183-184

SAYFA 183

2.a) Mecnun: Aşık
Leyla: Sevgili
Nevhel: Yardımsever
Zeyd: Dost
İbn-i Selam: Aşık
Mecnun'un Babası: Şefkatli
Leyla'nın annesi ve babası: Zalim

b) Leyla: Hikayenin baş kahramanlarından birisi
Zeyd: İkinci derece kahramanlardan birisi
Nevhel: İkinci derece kahramanlardan birisi
İbn-i Selam: İkinci derece kahramanlardan birisi
Mecnun'un babası: İkinci derece kahramanlardan birisi
Leyla'nın annesi ve babası: İkinci derece kahramanlardan birisi

SAYFA 184

c) Tarihimizde veya günümüzde var olması mümkün değildir. Çünkü bu kahramanlar hayal ürünü kahramanlardır.

3.a) Bu olaylar arasında "aşk"ın yaşanışı bakımından bir ilişki vardır. Ahmet Yesevi'nin peygamber sevgisi, Tahir ile Mecnun'un aşk anlayışları bunu göstermektedir.

b) Mecnun, yalnız kalmak ve aşkını yalnız başına sadece kendisiyle yaşamak için çöllere düşmüştür.

c) Hikayede birçok mekan vardır. Ancak sadece Kâbe ile ilgili tasvir yapılmıştır.

d) Hikayedeki mekanlar, şairin kafasında kurguladığı hayali mekanlardır. Ancak bazılarınının gerçekle ilişkisi de vardır. (Çöl ve Kâbe)

5.a) "Aşk, vuslat binasını sağlamca kurup mana aleminde seninle beni buluşturdu;" ... "Sen halini değiştirme; Leyla ne diye Mecnun olsun?"

b) Aşk, insanı insan yapan en büyük erdemdir.

c) Evrenseldir. Çünkü günümüzde de aşk teması işlenmektedir.

6) Sadece aşk unsuru kendimize ve çevremize aittir. Diğer unsurlar kendimize ve çevremize ait değildir.

8.a) "Mesnevi Geleneği" dir.

b) Mesnevi'nin Özellikleri:
-Beyitler kendi arasında kafiyelidir.
-Aruzun kısa kalıplarıyla yazılır.
-Beyit sayısı sınırsızdır.
-Olayların yaşandığı zaman belirsizdir.
-Beş mesneviden oluşan esere "hamse" denir. (İlk hamse sahibi şair Ali Şir Nevai'dir.)

9) Mesnevi'de anlatılan olaylar zamanımızdan farklıdır.

10) Anlatıcı herşeyi bilen bir anlatıcıdır. Bu yüzden "İlahi bakış açısı" kullanılmıştır.

12) telef olmak, yanıp tutuşmak, adak adamak vs.

13) "Leyla ile Mecnun mesnevisi Acemlerde (İranlılar) çoktur, Türklerde ise yoktur. Sen de dünyaya gizli bir hazine çıkar" sözleri üzerine yazmıştır.

14.a) İkisinde de aşk teması işlenmiştir. Ancak birinde peygamber aşkı, diğerinde beşeri aşk işlenmiştir.

b) Fuzuli, "Su Kasidesi" adlı eserinde peygamber övgüsünü dile getirmek için kaside şeklini tercih etmiştir. Ancak Leyla ile Mecnun eserinde olaya bağlı kalındığı için mesnevi şeklini tercih etmiştir.

Anlama Yorumlama
1) İkisinde de yazılı bir metin olmadan sözlü olması nedeniyle bir ilgi vardır.

2) Leyla ile Mecnun mesnevi geleneğine bağlı olduğu için manzumdur. Ancak Tahir ile Zühre mesnevi geleneğine bağlı değildir.

3.a) O dönemlerde hemen hemen her şiirde aşk konusu işlenir.

b) Aşk duygusu insanoğlu varolduğu sürece yaşanabilir.

ÖLÇME DEĞERLENDİRME
1) E
2) D
3) C
4) D D Y D Y
5) E
6) E
7) A
8) E

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

27/3/2008 - sayfa:176-177

SYF 176
KARAKTER NASIL bir insandır:tahir birbirini seven herşeye katlanan,ZÜHRE O DA HERŞEYE KATLANIYOR. ANNE BABA:AYIRMAYA ÇALIŞIYOR BENCİL KARADİKEN:sevenleri ayıran kötü biri
KARAKTER DİNAMİK Mİ DURAĞAN MI: TAHİR DİNAMİK, ZÜHRE DİNAMİK, ANNE BABA YERİ GELDİĞİ ZAMAN DİNAMİK BAZI ZAMAN DURAĞAN, KARADİKEN DİNAMİK,
HİKAYENİN HANGİ KISMI SİZİN KARAKTER HAKKINDA: TAHİR ZİNDANDA YATMASI , ZÜHRE TAHİRE YAPTIĞI YARDIMLAR, ANNE BABA KÖTÜLÜK YAPMASI KÖŞKE KAPATMASI,KARADİKEN HER GÖRDÜĞÜNÜ PADİŞAHA SÖYLEMESİ,
SOSYAL ORTAM VE ÇEVRE:TAHİR SEVDİĞİNE İYİCE BAĞLANMIŞTIR, ZÜHRE SEVDİĞİNE İYİCE BAĞLANMIŞTIR, ANNE BABA KIZLARINI SEVDİĞİNDEN AYIRMALARI, KARADKEN SEVDİĞİNE KAVUŞMAK ONU KÖTÜLÜĞE YÖNLENDİRMİŞ
BU KARAKTERİN SİZİN TOPLUMSAL: HEPSİNDE DE YOK
BU KARAKTERİN DİĞER KARAKTERLER:SIRASIYLA VAR ,VAR ,VAR ,VAR
KARAKTER KENDİ KİŞİLİĞİNİN:SIRASIYLA EVET, EVET, HAYIR ,HAYIR,
SİZCE GERÇEK HAYATTA BU HİKAYEDEKİ: OLABİLİR , OLABİLİR, OLABİLİR, OLABİLİR

 

syf 177 3a KAHRAMANLAR çile çeken:tahir, aşık:tahir ve zühre, halk ozanı:tahir,sevgili:zühre, sadık:tahir ile zühre, fedakar:tahir, düşman:karadiken, büyücü:belliboncuk, kindar:anne baba, zalim:anne baba,güç sahibi:Padişah, vefalıdost:bahçıvanbaşı, ilahi güç:allah, mücadeleci:tahir

 

6.soru zaman: padişahlığın olduğu dönem
kişiler: tahir zühre karadiken bahçıvan büyücü padişah anne baba
mekanlar:saray zindan şat nehri mardin kalesi billur köşk

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

__HÜZÜNDİOKSİT__

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Arkadaşlarım

qizlikent
foryou91
Akşam Gazetesi
Birgün Gazetesi
Bugün Gazetesi
Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi
Evrensel Gazetesi
Fanatik Gazetesi
Fotomaç Gazetesi
Güneş Gazetesi
Halka ve Olaylara Tercüman
Hürriyet Gazetesi
Milli Gazete
Milliyet Gazetesi
Ortadoğu Gazetesi
Radikal Gazetesi
Referans Gazetesi
Sabah Gazetesi
Star Gazetesi
Takvim Gazetesi
Taraf Gazetesi
Türkiye Gazetesi
Vakit Gazetesi
Vatan Gazetesi
Yeni Asya Gazetesi
Yeni Mesaj Gazetesi
Yeni Şafak Gazetesi
Yeniçağ Gazetesi
Zaman Gazetesi
TV'de Bugün
sitene ekle
tennaya layout powered by HOTFreeLayouts.com / MyHotComments CANIM TÜRKİYEM