__PANDORA'NIN DÜNYASI__

15/8/2009 - 'Tek Kişilik Menü'

Kategori: ask siirleri

'Tek Kişilik Menü'

Aydınlıktı daha ben geldiğimde buraya..

Üstümü değiştirip, maske niyetine tazeleyip makyajımı çıktım evden..

-İnsan kendisiyle bile yalnız kalmak istemiyormuş işte bazen-

Alaca karanlık artık..

Deniz uçsuz bucaksız, gökyüzü sınırsız uzanıyor önümde..

Etrafta ki ışıkların yakamozu da cabası!

Biraz önce garson geldi yanıma, elinde iki tane menüyle!
Çift mi görüyor acaba.....

-Yalnız mısınız- dedi, sanki incitmekten en çok korkan ses tonuyla..

Evet dedim

-Yalnızım-,

Kendimi bile evde bıraktım çıkarken, ne diyorsun sen der gibi bakarak yüzüne..

Menü elimde

Ay tepemde

Sen en içerimde...

Deli gibi açtım oysa,
Hayallerime olduğum kadar en az!

Şimdi bir dolu tabak önümde,
Bir de bomboş hayallerim iç cebimde!

Yan masadan sesler geliyor kulağıma..
Gülüyor insanlar, ben tutmaya çalışırken göz pınarlarımda biriken yaşları..
Gülmekten geçip, kahkahalar atıyorlar sonra..

Ben de...... Geçiyorum serdeki yiğitlikten!


Sarılmak isterken ben sana, hafif bir müzik sesi sarıyor ruhumu..


Tutup da beni saran kollarından, en uzağa fırlatmak istiyorum müziğe eşlik eden sensizliği!

Kaç çok kere yaptım bunu daha önce oysa......

En ağır taşları bulup da bağladım ayaklarına..
Olmadı!

En açılamaz denizci düğümleriyle hapsettim..
Olmadı!

Hiçbir maymuncuğun açamayacağı kelepçelerle hükümlü sandıklara kapattım..
Olmadı!

Umutsuzluğun umuda atacağı o ilk adımın ilhamı, aynı gök yüzüne bakıyor olmamız şimdi sadece!

Söyle....

O kadar varsın değil mi hala!

Ben bakıyorum diye kaçırmıyorsun ya gözlerini en acımasız varoluşunla......
 

Gökçe Çora

 
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

29/5/2009 - HERŞEY SENDE GİZLİ

Kategori: ask siirleri
Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,

Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

29/5/2009 - ÖZLEDİM SENİ..

Kategori: ask siirleri
özledim seni...
ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
beynimi uyuşturuyor özlemin...
çok sık birlikte olmasak bile
benimle olduğunu bilmenin
bunca zamandır içimi ısıttığını
yeni yeni anlıyorum
Yokluğun,
Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sizi olmaktan çıkıp
mütemadiyen bir boşluğa
Sabahları seni okşayarak başlamaları
aksamları her isi bir kenara koyup
seninle baş başa konuşmaları özlüyorum;
oynaşmalarımızı,
yürüyüşlerimizi,
sevimli haşarılığını,
çocuksu küskünlüğünü...
Nasılda serttin başkalarına karşı
beni savunurken;
ve ne kadar yumuşak
bir çift kısık gözle kendini
ellerimin okşayışına bırakırken
Gitmeni asla istemediğim halde
buna mecbur olduğunu görmek
ve sana bunları söylemeden
´´git artık´´ demek
´´beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk
kavuşacaksın mutluluğa´´
demek sana nede zor
seni görmemek ve belki yıllar sonra
karsılaştığımızda
bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...
yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek...
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/8/2008 - Pusuya düştü aşk!

Kategori: ask siirleri

"onursuzluğun çıkmazında
pusuya düşer aşk"

asılı kaldığından
en olmayacak yerinde aşk(ın)
sıvaları dökülmüş bir sabaha uyanır
yetim çocuk yüzü taşıyan kadın
ebruli bir sessizliğe açılırken penceresi
kanatırcasına siler vücudundan
aşkın bıraktığı kumral izleri
yaralı bir atın vurulmaya gidişi gibi
dilsizdir kadın
konuşamaz
susar söylencelerini
düş akışıdır gözleri
bekleyişin görünmez gecesinde
dönemez / bir anahtar olup
yaşamın kilidinde

her dem artar/bakışlarını ıslatan yağmur
tutunamaz / kalakalır
kopmuş zaman şeridinde
böylesi bir yenilgiyi / kabullenemediği için
büyür yüreğinde susturamadığı kin
saplanır yaşamına bir cehennem suskusu
ateş kendini yakmaz
yıkamaz kendini su
ağlar gecelerce / yetim çocuk yüzlü kadın
gök / dolu / su
yer / dolu / su


Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/8/2008 - Uzun uzun / Seni Seviyorum /

Kategori: ask siirleri
Sen yokken aklımdan firar edenlerin sayısını unuttum
Unuttum kaç sokak çıkardı ömrüme.
Kaç otoyol seni bana geri getirirdi,
Kaç hayal tutar götürürdü hücrelerimden.
Ama unutmadım,
Unutamadım anılarımızı.
Kimsesiz tutarak,
Ellerden uzak savunduklarımızı…
Gülhane parkının,
Yalnız ağaçları altında oturuşumuzu,
Sultanahmet'in nargile keyiflerini,
İstavrit terasında esintiye kaldırdığımız
Kadeh seslerinin,
Rüzgâr seremonilerine karışmasını,
Beyoğlu'nun sokaklarında zigzaglar çizerek,
Gecenin bir vakti korkusuzca,
Çokta âşıkken üstelik
Kahkahalarla kalabalıklara karışmamızı,
Ada turlarını,
Üzerimize sıçrayan deniz suyundan kaçmak yerine,
Çocuksu sevinçle daha çok nem için
Birbirimiz ile yarışmalarımızı…

Silinmeyecek anılar biriktirmişim kök hücrede,
Yaşanılanlara özlem duymama sebebiyet veren…

Bakkala uğrayıp,
Bir ekmek alıp kapıyı çaldığında,
Sana o kapıyı açanın ben olmasını istiyorum.
Nasıl göğsünde yatıp izlediğimde,
Hiç bir korku filminin,
Kan dolu sahnesi ilgimi çekmiyorsa,
Gök gürültüsünden korktuğumda,
Ya da,
Kan ter içerisinde uyanıp,
Bir kâbustan geriye kaldığımda,
Gecenin bir yarısı sesinde dinlendiğimde
Umurumda olmuyorsa korkuya dair hiçbir ağır darbe…
Anın içerisinde yitirmemek için seni,
Ömrüm ol istiyorum…

Gidişin hangi nöbete denk gelirse gelsin,
Dönüşün bir bahar akşamının,
En güzel demine ayardı…

Omzuma güneş vurdu bu sabah…
Geldin, dokundun hissettirmeden
Yüreğime yeniden…
Dağarcığı yok kelimelerimin,
Hafızamın ezberletilmiş kelimelere yeri yok…
İçimden geçenler ülkesinin kahramanı oldukça sen;
Biliyorum ki bu kalem hiç durmaz…

Kelimeler,
Kokun bedenimi alt üst edene dek aklımdalar.
Sonrası derin bir sessizlik.
Gözlerin…
Bedenin…
Ve kayboluş saatleri…

Kime sorsan bilmez hüzün rengini.
Siyah derler eskiler matem koktuğu için.
Ama sarıdır fikrimce…
Çünkü bir çiçeğin sararıp solması da kederdendir,
Bir lalenin boynunu bükmesi de…
Sararmaktır sensizlik…
Sararmaktır susuz kalmış çiçekler gibi…

Yaşamam için yalnızca,
Dudakların yeter…
Nefesinle hayat bulayım yeniden ve her defasında
İzin ver…

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

__HÜZÜNDİOKSİT__

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Arkadaşlarım

qizlikent
foryou91
Akşam Gazetesi
Birgün Gazetesi
Bugün Gazetesi
Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi
Evrensel Gazetesi
Fanatik Gazetesi
Fotomaç Gazetesi
Güneş Gazetesi
Halka ve Olaylara Tercüman
Hürriyet Gazetesi
Milli Gazete
Milliyet Gazetesi
Ortadoğu Gazetesi
Radikal Gazetesi
Referans Gazetesi
Sabah Gazetesi
Star Gazetesi
Takvim Gazetesi
Taraf Gazetesi
Türkiye Gazetesi
Vakit Gazetesi
Vatan Gazetesi
Yeni Asya Gazetesi
Yeni Mesaj Gazetesi
Yeni Şafak Gazetesi
Yeniçağ Gazetesi
Zaman Gazetesi
TV'de Bugün
sitene ekle
tennaya layout powered by HOTFreeLayouts.com / MyHotComments CANIM TÜRKİYEM